Ana Sayfa » Uluslararası İlişkiler » Karadeniz'in Deniz Güvenliği


KARADENİZ'İN DENİZ GÜVENLİĞİ


KARADENİZ’İN DENİZ ORTAMINDA GÜVENLİĞİ PEKİŞTİRMEYE YÖNELİK
BÖLGESEL GİRİŞİMLER

      GENEL

      Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan asimetrik güvenlik riskleri dünyanın her bölgesini derinden etkilemekte ve dünya zor bir dönemden geçmektedir. Dünya çapındaki olumsuz gelişmelere rağmen, Karadeniz Bölgesi, Soğuk Savaş dönemi sonrasında nispeten güvenli kalmıştır. Bununla birlikte, bu bölgede de önemli siyasi gelişmeler meydana gelmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesinin yanısıra Karadeniz Ekonomik İşbirliği (Black Sea Economic Cooperation-BSEC), Karadeniz Deniz İşbirliği Deniz Görev Grubu (BLACKSEAFOR) ve Karadeniz Güven ve Güvenlik Artırıcı Önlemler (Karadeniz GGAÖ) gibi bölgesel girişimler sayesinde kıyıdaş ülkeler arasında tesis edilen iş birliği, bölgede istikrarı sağlayan temel yapılar olmuştur. Bu girişimlerin her biri bölgenin istikrarlı güvenlik ortamına önemli katkılarda bulunmuştur.

      Karadeniz, altı kıyıdaş ülke ile çevrili özel bir coğrafyaya sahip yarı kapalı bir denizdir. Karadeniz'e kısıtlı giriş ve çıkış imkânı sağlayan bazı nehir yolları bulunmakla beraber, açık denizlere tek bağlantı, geçiş yapan gemilerin kontrolüne de imkân sağlayan Türk Boğazları'dır. Karadeniz coğrafyasının bu özelliği, uluslararası hukuka uygun hareket eden ve yasal ticari faaliyette bulunan rutin deniz trafiği üzerinde siyasi ve iktisadi açıdan kabul edilemez tesirler yaratmaksızın, kıyıdaş devletlerin yasa dışı deniz trafiği ile mücadele edebilmeleri için muhtelif faydalar sağlamaktadır.

      Açık denizlerde seyreden gemilerin kontrolü bir çok yasal kurala bağlı olup, bazı pratik güçlükler içermekte iken, Karadeniz'e giriş yapan veya bu bölgede faaliyet gösteren bir gemi, giriş / çıkış limanlarında kendisini serbest ticaret yapmaktan alıkoymayacak bir şekilde, mümkün olan her türlü güvenlik kontrolüne tabi tutulabilir. Bu kontrol mekanizmasını tesis ve idame ederek tam güvenlik ve emniyet sağlamak için yegane ihtiyaç, kıyıdaş ülkelerin bu amaçla gösterilecek iş birliği çabalarına eksiksiz olarak katılmalarıdır. Bu iş birliğinin sağlanması suretiyle, ilgili ülkeler ve örgütler/kurumlar arasında bilgi değişimi yolu ile yasal faaliyetlerde bulunan gemilerin ticaret serbestisi kısıtlanmadan, zaman ve kaynak tasarrufu da sağlayacak şekilde, kıyıdaş ülkelerin gayretlerini doğrudan şüpheli gemiler ve faaliyetler üzerinde yoğunlaştırmaları mümkün olabilecektir.

      BLACKSEAFOR

      Karadeniz'de mevcut diğer bir avantaj ise kıyıdaş devletler tarafından teşkil edilen BLACKSEAFOR kuvvetinin varlığıdır. BLACKSEAFOR, kıyıdaş ülkeler arasında yapıcı danışmalar, iş birliği imkanları ve mevcut mekanizmaları ile bölgesel barış ve istikrarın geliştirilmesine büyük katkılar sağlayan bir vasıta durumundadır. BLACKSEAFOR, imkânları, Karadeniz'deki kıyı uzunlukları ve Kuvvete olan katkıları birbirinden farklı, siyasi geçmişleri de birbirine pek benzemeyen kıyıdaş ülkeleri ortak bir hedef etrafında toplayan, benzersiz bir "eşitler koalisyonu" oluşturmaktadır.

      2004 yılı başından beri devam eden BLACKSEAFOR Siyasi İstişare Grubu (Political Consultation Group) toplantıları ve BLACKSEAFOR Komutanlar (BLACKSEAFOR Naval Commanders-BSNC) Toplantıları ile elde edilen iş birliği, kıyıdaş ülkeler arasında BLACKSEAFOR'un bölgede yasa dışı deniz trafiği ve asimetrik risklerle mücadelede kullanılabilecek uygun bir vasıta olduğu anlayışını daha da güçlendirmiştir.

      Bu kapsamda, BLACKSEAFOR’un, deniz güvenlik operasyonlarına yönelik olarak kullanımı için başlatılan çalışmalar sürmektedir. 2004 yılından itibaren, Dışişleri Bakan Yardımcıları ve / veya Müsteşarlar düzeyinde yapılan Yüksek Seviyeli Temsilciler Toplantılarında, tüm Karadeniz sahildar devletleri bu çabaları destekleme konusundaki kararlılıklarını ifade etmişlerdir.

      KARADENİZ UYUM HAREKÂTI

      BLACKSEAFOR'un Karadeniz'de terörizm, uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı ile kitle imha silahlarının (KİS) yayılmasına karşı ortak bir araç olarak kullanılabilmesini mümkün kılacak seçenekler üzerinde çalışma sürerken, Türkiye tarafından 01 Mart 2004 tarihinde Karadeniz'in açık deniz alanlarında ve karasuları içinde KARADENİZ UYUM HAREKÂTI (OPERATION BLACK SEA HARMONY-OBSH) başlatılmıştır.

      KARADENİZ UYUM HAREKÂTI, Karadeniz'deki tüm kıyıdaş ülkelerin katılımına açık, ancak başlangıcından 2006 yılı sonuna kadar millî nitelik taşımış olan bir deniz harekâtıdır. Bu harekât başlangıçta Türk fırkateynleri, hücumbotları, denizaltıları, helikopterleri ve deniz karakol uçakları vasıtasıyla, Türk karasuları içinde, Karadeniz'in uluslararası sularında ve bu bölgelerin üzerindeki hava sahasında icra edilmiştir.Türkiye'nin harekât kapsamında yürüttüğü faaliyetler içinde, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Liman Başkanlıkları KARADENİZ UYUM HAREKÂTI'na katılan Türk Deniz Kuvvetleri birlik ve gemileri ile yakın iş birliği yapmaktadır. Diğer taraftan, Karadeniz'deki diğer kıyıdaş ülkelerin KARADENİZ UYUM HAREKÂTI'na katılımını sağlamak maksadıyla gerekli görüşme ve danışmalara da devam edilmektedir. Bu çerçevede, Rusya Fedarasyonu'nun katılımına ilişkin çalışmalar 27 Aralık 2006 tarihinde tamamlanmış ve anılan ülke KARADENİZ UYUM HAREÂTI'nın resmen katılımcısı olmuştur. Ayrıca, 17 Ocak 2007 tarihinde Türkiye ve Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanları'nın Ankara'da imzaladıkları ortak protokol ile Ukrayna'nın da resmî katılım süreci tamamlanma aşamasına gelmiştir.

      KARADENİZ UYUM HAREKÂTI, NATO'nun Akdeniz'de devam eden “ETKİN ÇABA HAREKÂTI (OPERATION ACTIVE ENDEAVOUR-OAE)'nın maksat ve hedefleri ile tamamen uyumludur ve anılan NATO Harekâtı ile bilgi paylaşımına dayanan iş birliği içindedir.

      KARADENİZ UYUM HAREKÂTI'nın görevi; Karadeniz'de belirsiz aralıklarla karakol faaliyetleri icra ederek yasa dışı faaliyetlere karıştıklarından şüphe duyulan ticaret gemilerini tespit etmek ve izlemektir. Şüpheli bir gemi tespit edildiğinde, müşterek gayretlerle ve muhtelif vasıtalarla varış limanına kadar takip edilmekte, neticede arama yapmak ve gerekmesi durumunda, alıkonularak yasal işlem başlatmak üzere görev ilgili makamlara devredilmektedir.

      KARADENİZ UYUM HAREKÂTI'nın başlangıcından bu yana Karadeniz'de binlerce gemi tespit edilmiş ve kimlikleri belirlenmiştir. Türkiye, bu Harekâtın yasa dışı faaliyetlere karşı caydırıcılık sağladığını ve Karadeniz'de gün geçtikçe artan ticari deniz trafiğinin daha emniyetli ve güvenli bir şekilde sürdürülmesine katkıda bulunduğunu değerlendirmektedir.

      Yakın çevremizde emniyet ve güvenliğin sağlanması, sonuçta barış ve istikrarın getirilerinden birlikte istifade edilmesini mümkün kılabilecek, müşterek bir sorumluluktur. İşbirliği yapmak suretiyle güvenlik ortamının iyileştirilmesi çabası, kıyıdaş ülkeler arasında olabilecek görüş farklılıklarının barışçı yollarla çözülmesine zemin hazırlayacak kapsamlı danışma ve görüşme fırsatları da yaratmaktadır. Bu çerçevede, Karadeniz'de BLACKSEAFOR tarafından temsil edilen güvenlik iş birliğinin, müşterek bölgesel çıkarlarımızın yanısıra, küresel barış ve güvenliğin geliştirilmesine de katkıda bulunan bir girişim olduğu değerlendirilmektedir.